30.10.2014 - Perşembe
YAVUZ TUFAK KOCAK 2
Yaşam denizinde binbir tuzaklarla örülmüş ağlara takılan deniz yıldızlarını kurtarmaya bir ömrü adayan adam .. Satırlarımızda yine bir hizmet ehlini ağırlıyoruz. AYBUDER (Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği) Başkanı, bağımlılık danışmanı Yavuz Tufan Koçak, tüm yaşamını alkol ve madde bağımlılılarına adayan ve kendi yaşamından yola çıkarak bağımlılara nasıl ulaşabileceğini, onların bu bataktan nasıl kurtarılabileceğini en iyi bilen isimlerden biri. BİR DÜŞÜNCE KANSERİ: BAĞIMLILIK --NSP- Yavuz Tufan Koçak kimdir?YAVUZ TUFAN KOÇAK- Eski alkol ve madde bağımlısıyım. Bu uğurda maddi ve manevi her şeyimi kaybettim. Evliliğim, çocuklarım, işim, tüm mal varlığım ve manevi olarak inandığım ne varsa... Bir gün evim olan sokaklarda yine izmarit toplamaya çıkmıştım ki tam o anda başlayan yağmur benim için son nokta oldu. Sonra çeşitli sosyal yardım gruplarına katıldım. Oralarda sağladığım ayıklığımı daha sonraları İstanbul Tıp Fakültesinde açılan “Bağımlılık Danışmanlığı” eğitimiyle destekledim ve Bağımlılık Danışmanı oldum. 2003 yılında “bir denizyıldızı daha …” sloganıyla yola çıkarak kendimi bağımlılara yardım etmeye adadım. Hayatına dokunduğum eski bir madde bağımlısının ailesi sponsorluğu eşliğinde 2012 yılında da kendi yerimi açtım. Adına “Yaşam Atölyesi” dedim ve bağımlılıktan kurtulmak isteyen herkese kapılarımı açtım.Hayatımı adadığım tek amacım; bana ulaşan bütün madde bağımlılarına yardım edebilmek. Bu amaç doğrultusunda da 06.06.2013 tarihinde Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği AYBUDER’i kurmuş olup Başkanlığını yapmaktayım. --NSP- Bağımlılığı bize nasıl tanımlarsınız?YAVUZ TUFAN KOÇAK- Bağımlılık; tedavisi olmayan sadece durdurulabilen bir hastalıktır. Bağımlılık bir düşünce kanseridir yani bağımlının esas problemi düşünce sistemindedir. Ve bu düşünce sistemi değişmediği sürece bağımlının içme-kullanma isteği durdurulamaz.“Bağımlı olduğum dönemlerde çok öfkeliydim,dünyada her şey, herkes kötüydü-ben hariç-!” Yavuz Tufan Koçak. --NSP- Ne tür bir bağımlılığınız vardı ve bağımlı olmak nasıl bir süreçti bize biraz o günlerinizi anlatabilir misiniz?YAVUZ TUFAN KOÇAK- İlk içkimi ilkokula başlamadan semtteki arkadaşlarımın dışlamamaları adına içmiştim, tabi ki ilk sigaramı da..O yıllarda annemin ishal olduğumda iyi gelir diye çay bardağıyla rakı içirmesini o kadar net hatırlıyorum kiAlkolizmin % 76 gibi yüksek oranda genetik olduğunu duyunca bingo demiştim.. Ortaokul ve lise çağlarımda kopuşlarım eve gidemeyişlerim oldu, ama ben asla alkolik değildim! Olamazdım!!Alkolik köprü altına düşmüş, elinde köpek öldüren şarap olan saçı sakalı karışmış tip demekti, ben ise asla öyle değildim ve olamazdım. Üniversiteyi nasıl bitirdim, Şırnak’ta yedek subay olarak vatani görevimi nasıl yaptım, hala dehşetle düşünürüm. Üstüne üstlük sevdiğim kişiyle evlenip çocuklarımın olması, kendi işimi kurup çok paralar kazanmam asla alkolik olmamı düşündüremezdi bana. --NSP- Ya sonra? Yani ne zaman bir alkolik olduğunuzu düşünmeye başladınız?YAVUZ TUFAN KOÇAK- Maalesef hayatımda her şey iyiye giderken alkolün dozunu arttırdığımı, toleransımın gittikçe yükseldiğini fark ettiğimde sanırım iş işten geçmişti. Akşamları nerde nasıl içtiğimi, paramın nasıl bittiğini, eve nasıl geldiğimi ve acı olan altımı ıslatmalarımın tehlike çanlarını nasıl çaldığını anlayamamış duyamamıştım. Eşimin ve annemin alkolü bırakmam için nasıl çabaladıklarını da fark etmemiştim. Aksine onlara alkolik olmadığımı ispatlamak için ne cambazlıklar yapıyordum. Çok öfkeliydim, dünyada her şey, herkes kötüydü-ben hariç-!! Neden savaşlar vardı? Neden insanlar açtı? Neden doğaya böyle acımasız davranılıyordu? Neden insanlar bu kadar bencildi? Neden ben bir türlü huzurlu olamıyordum ve en kötüsü Tanrı neredeydi? Neden bütün bunlara izin veriyordu? Alkol masalarında hükümetleri deviriyor, yeni hükümetler kuruyordum, Amerikan başkanını değiştiriyor, Beşiktaş’ın şampiyon olması için neler yapmıyordum! --NSP- Bu dönemde ailenizle ilişkileriniz de kötü etkilenmiştir mutlaka?YAVUZ TUFAN KOÇAK- Etkilenmiz olur mu? Bu arada ailemden kopmuş, evde ne yer ne içerler, çocuklarım nasıl büyüyor, nerde okuyorlar, ekmek kaç para? v.s. v.s. ilgilenmez-ilgilenemez olmuştum. 90 yılında Körfez Savaşı çıktığında benim işim fena bozulmuştu, tabii ki bunu da alkolümü arttırmak için bahane olarak kullanmış, zavallı BEN, kurban rolüne bürünüvermiştim. Alkol artık sanki yaşam sıvım olmuştu, onsuz yürüyemiyor, tuvalete gidemiyor, insanlarla konuşamıyordum. İlk hastane tedavimi bu sırada gördüm.“ALKOL TEDAVİSİ İÇİN GİRDİĞİM HASTANDENHAP BAĞIMLISI OLARAK ÇIKTIM” --NSP- Ve artık sizin için kurtuluş günleri başladı değil mi?Yavuz Tufan Koçak- O kadar kolay değil ne yazık ki. Burada da yaşamıma etki edecek bir bağımlılığım daha oldu, hastaneye alkol tedavisi için girmiş ama hap bağımlısı olarak çıkmıştım! Verdikleri ilaçlar kafamı öyle hale getiriyordu ki, bir müddet alkol isteğim olmadı fakat ben bir bağımlıydım ve ilaçları çok fazla arttırmama rağmen yetmiyordu, 8 ay sonra tekrar alkole döndüm. Çünkü tedavi bana nasıl yaşayacağımı, bu öfkeyi nasıl yok edeceğimi, insanlarla nasıl iletişim kuracağımı, yaşamın şartlarını nasıl kabul edeceğimi kısaca NASIL AYIK YAŞAYACAĞIMI öğretememişti.Hastane tedavimin başarısızlığından sonra her şey daha kötüye gitmeye başlamıştı, ailemi, işimi, dostlarımı, paramı, arabamı, evimi ve şehrimi kaybetmiştim. Ayık kalabilmem için annem ve eşim akıl almaz derecede uğraşmışlar fakat doğal olarak başarılı olamamışlardı, çünkü bir alkoliği hiçbir insan gücü ayıltamazdı. Sanırım fare bacağı, kurbağa bacağı, büyüler, muskalar, antabüs adlı deli ilaç, tehditler v.s. bilebildiklerim veya anlatılanlar... Şimdi bunlara kahkahalarla gülüyoruz.Sonunda annem beni başka şehre göç ettirdi, ama orda da en kısa sürede rezilliklerimle onu bıktırdım oradan başka şehre.. Bu arada canlı canlı yangın tehlikesi geçirdim, hapishaneye girmeye ramak kalan olaylara karıştım vs vs. --NSP- İnanılmaz bir hikaye. Anneniz bu süreç içinde hep yanınızda imiş. Annenizin çabaları neden sonuç vermiyordu peki?Yavuz Tufan Koçak- En sonunda annemi kırarak da olsa kendimden uzaklaştırdım. Çünkü iyilik adına bana büyük kötülük yapıyordu, içkimi-sigaramı alıyor, çalışmama engel oluyordu tabi ki bunu sevgi adına, korumak adına yapıyordu ama az kalsın ölüyordum. O gidince de çok sıkıntı çektim, izmarit topladım, aç kaldım ta ki bir gün içimden bir ses, bir el, bana “YETER ARTIK GEÇ BU TARAFA” diyene kadar. Çok şükür o günden bu yana ayığım, bu 12 sene önceydi. 16 seneden fazla destek gruplarının toplantılarına katıldım, kitaplar okudum ve diğer bağımlılara yardım etmeye çalıştım çünkü bu bana iyi geliyordu, ayıklığıma inanılmaz yardımcı oluyordu.. --NSP- Daha sonra toplumsal bir misyon yüklendiniz ve özellikle gençlerimizi bağımlı olmaktan kurtarma yolunda canla başla çalışmaya başladınız. İlk çalışmalarınız nelerdi, bunları neler takip etti? Yavuz Tufan bu uğurda ne kadar yol katetti, neler yaptı?Yavuz Tufan Koçak- İlk ayıklık zamanlarımda sosyal yardımlaşma gruplarında hizmet ettim. Ayılmak isteyen kim olursa olsun mesajı ona iletmek için gerekiyorsa evimi açtım. Hatta bir dönem evimde paylaşım toplantıları yaptım. Daha sonra imkansızlıklar içinde daha çok kişiye ulaşabilmek için bir dernek kurdum. Kurduğumuz bu derneği maddi imkansızlıklar yüzünden bir seneyi tamamlayamadan kapatmak zorunda kaldım. Sonra bireysel olarak devam ettim. 2012 yılında durumu iyi olan bir bağımlı yakınının yardımıyla 2012 yılında YTK Yaşam Atölyesi-Bağımlılık Danışmanlığı ofisimi açtım. Genelde bağımlılar, bağımlılıklarının farkına maddi manevi her şeylerini kaybettikten sonra vardıkları için ekonomik olarak burayı açık tutmakta çok zorlandım. Konuyla ilgili pek çok yer ile görüşmeye gittim, belediye başkanları, kaymakamlar, pek çok tv programı ve nitekim bir yılın sonunda “Yaşam Atölyemizi” kapatmak zorunda kaldım.2013 Haziran ayında da daha önce kapattığım Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği AYBUDER’i tekrar faaliyete geçirdim. Kimse taşın altına elini koymak istemiyor, ben yine var gücümle bankalardan da borçlanarak götürebildiğim yere kadar burayı açık tutacağım. Ülkemizde bağımlıların gerçek manada rehabilite olabilecekleri bir merkez yok maalesef bizler burada olmayan bir şeyi yapıyoruz ki bu bile aslında eksik. Bizlerin bir arada yeni bir yaşam şeklini öğrenebileceğimiz, çeşitli rekreasyon çalışmalarını yapabileceğimiz, meslek edindirme kurslarının, hobi atölyelerinin olduğu bir yaşam köyüne ihtiyacımız var. Avrupa’da, Amerika’da ve hatta İran’da bile var bu tarz rehabilitasyon merkezlerinden ama ülkemizde maalesef yok, işte bu çok üzücü çünkü gün be gün bu ülkenin gençleri ölüyor. Çare var fakat imkanlarımız kısıtlı. --NSP- Katıldığınız seminerler ve toplantılardan geri dönüşümler oluyor mu? Bu tür organizasyonlar amaca hizmet edebiliyor mu? Edemiyorsa eksiklikler nelerdir?Yavuz Tufan Koçak- Türkiye’nin çeşitli illerinde seminerler verdim ve pek çok televizyon programına, radyo programına katıldım. Bu katılımlarım sonucunda müthiş geri dönüşümler oluyor hatta Avrupa’dan bile telefonlar alıyorum. İnsanlarımız bu konuda bilinçli değil, bağımlılığın ne olduğunu ve bağımlılıkla nasıl mücadele edilmesi gerektiğini maalesef bilmiyorlar. Bunların bizler gibi işin içinden gelen rehberler tarafından daha sık anlatılması gerekiyor çünkü bağımlı kadar bağımlı yakınlarının bilinçlenmesi de hayati önem taşıyor. --NSP- Son olarak okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?Şimdiye kadar denizyıldızlarım için gittiğim, iletişim kurduğum, mail attığı vs. tüm ilgililer tüm yetkililere sesleniyorum. Umarım bir Can'ınınz uyuşturucuya bağımlı olmaz. Umarım bir AMATEM'de avazınız çıktığı kadar susmak nedir yaşamazsınız.Bu çocuklar hepimizin. Sadece benim çabalarımın, maddiyatımın yetmediği malum. Umarım o makamlarda, o yetkilerinizle “önce insan” demeyi; insanın parklardan, bahçelerden, binalardan, bürokrasiden önce gelmesi gerektiğini -bir can'ınınız uyuşturucu bağımlısı olmadan önce- fark edersiniz. Ve umarım siz de bir gün burada ne yaptığımızı, nasıl bu kadar başarıyla insanları bağımlılıklardan uzaklaştırdığımızı gelip görürsünüz.Muhteşem bir hikayeyi dinlemiş olmanın sarhoşluğu içinde yazıyorum bu röportajı. Bir an evvel okuyucularıma ulaştırma isteği çok ağır basıyor. Zümrüt-ü Anka kuşu gibi küllerinden doğan Koçak, aynı kaderi yaşayan herkesi kanatları altına almaya hazır gökyüzünde uçarak denizyıldızlarını topluyor. Bize düşen ise bilinçlenmek, bu hizmet ehli dosta el uzatmak. Onunla el ele kanat çırpmaya çalışmak. Varsanız, inanıyorsanız, bu toplum için, gençlerimiz için, insanlık için elimizi taşın altına koyma zamanı.
istanbul